Bu Senaryo Bayatladı Artık
Sosyologlara ve istatistiklere göre mutsuz bir toplumuz. Bireysel özgürlüklerimiz bir yandan artarken şiddet ve anarşide aynı paralelde artıyormuş. İyi de kardeşim bireysel özgürlük niye kötü bir şey olsun ki ? diye düşünüyor insan. Oysa uzmanların söylediği bireysel özgürlüklerin bireylerce doğru ve toplumsal kurallara uygun olarak kullanılmaması ve sonuçları. Çevremizdeki insanlar ve yazılı görsel basından okuyup gördüklerimizi birazda empati ile birleştirip belirli saptamalar yapmak için psikiyatris olmak gerekmiyor. Hayat bir tiyatro sahnesi bizlerde oyuncularız. Bu sözü farklı söylemlerle farklı düşünürlerden, yazarlardan defalarca dinlemişizdir. Gerçekten de çoğu zaman sanki bizden önce birilerinin yazdığı senaryosu belli bir oyunda rollerimizi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz. Hatta yalnız kaldığımızda bile bu oyundan sıyrılamıyor ve seyircisiz provalar yapıp başkalarının yanına da olaylara nasıl tepki vereceğimizi, takınacağımız tavrı düşünüyor, hesap kitap yapıyoruz. Öğrenci, kadın veya erkek, genç, yetişkin ne isen artık rolün belli, iş hayatında belirlenen kariyer kriterlerine göre hareket ediyor, sevgili eş veya arkadaş olarak da yine başka birilerinin belirlediği kalın çizgiler içinde dönüp duruyoruz. Ama bu senaryo değişmez değil. Bazıları çizginin dışına atlamayı deniyor. Bu kişilerin başarıları yada başarısızlıkları yeni kriterler yada mevcut olanların korunması gibi kararlarımızı bir kez daha gözden geçirmemize neden oluyor. Böylece farkında olmadan yeni bir senaryo oluşuyor ve bizlerde kısa bir süre içinde bu oyunda ki yeni rolümüze adapte oluyoruz. Yani herkes hep aynı senaryoyu oynamak zorunda değil. Bu senaryo bizlerin ortak eylemleriyle şekilleniyor sürekli farklı farklı yazılıyor. Televizyonlarda absürd programları en çok eleştirenler izleyenlerden çıkıyor. Şiddeti uygulayanlar en fazla şiddete maruz olanlar. Sokağa kül tablasını savuran sürücü arabasına özen gösteren titiz sürücü =) Tuhaf bir çelişki var tercihlerimizde. Hepimiz yöneticilerimizden şikayet ediyor eleştiriyoruz ama bunlar uzaydan gelmiyor biz seçiyoruz. Rüşvet alanı ayıplıyor kızıyoruz ama ilk işimiz düştüğünde rüşveti veren yine bizleriz. Eh veren olunca bu rüşveti de alan birileri çıkıyor doğal olarak. Senaryonun adı da sistem bu kardeşim olarak belirleniyor. Sonra valilerimiz çıkıp herkesin başına polis dikemeyiz ya kardeşim diyor. Haklı çünkü aslında birey kendi kendinin polisi olma ahlakına sahip değilse ne yapsanız boşuna. O kişi bir yol bulur yine kendine veya topluma zarar verecek bir şeyler yapar. Bu nasıl çözümlenir dediğimizde pek çoğumuzun kafamızdan geçen şey Cem Yılmaz ağzıyla “Egitim şart..! “ oluyor. Ama kadına en fazla şiddet uygulayan grubun içinde üniversite mezunlarının oranı hayli yüksek. Teknolojiyi en fazla kullanan grup eğitim görenlerden çıkıyor ve en çokta yine bu eğitimli grup tarafından kötüye kullanılıyor. Türkçe yi dahi doğru dürüst konuşamayan adam turist bayanı tarzanca konuştuğu İngilizce ile tavlıyor hatta üstüne üstelik birde dolandırıp parasını pulunu çalıyor. İlk kez yapılan bir şey önce yadırganır, sonra alışılmaya başlanır. Bir süre sonra fark edilmez olur. En sonunda da yaşamın içine dahil edilir. Örneğin yıllar önce yolda bir travesti görünce herkes uzaylılara bakıyor gibi şaşkın bakardı. Daha sonra tepki gösterip ayıplandılar. Bir süre sonra sadece bakar olduk. Derken fark etmeyecek kadar sıradanlaştılar. En sonunda da toplum olarak herkesin cinsel tercihi kendine kardeşim yaklaşımı ile toplum içinde yerlerini aldılar. Benzer bir sürü örnek vermek mümkün. Toplumdaki çürümüşlüklerde böyle bir seyir izliyor. Televizyonlarda gösterilen magazin programlarına ilk önceleri merak, şaşkınlık, ayıplanma gibi tepkiler verilirken artık bir kısmımız izlemez olduk, bir kısmımız gülüp geçmeye veya eleştirmeye başladık. Ancak artık en ciddi haber programlarının bile yarısından fazlası bunlarla doldu. Televizyon yapımcıları halk böyle istiyor kardeşim söylemi ile hareket ederken, bu programlarda doğallaştı. Bir yerde yanlışlık var. İnsanlar daha çağdaş, daha özgür , daha teknolojik bir dünyada yaşıyorlar. Buna rağmen gelir dağılımında daha az adalet, daha fazla şiddet, daha fazla doğaya zarar veren ve mutsuz büyük toplulukların içindeyiz. Nasıl kurtuluruz bilmiyorum ? Ancak yasaklamak, kapatmak, teoride olan pratikte uygulanmayan yasalar çıkarmakla bunun mümkün olabileceğine inanmıyorum. Eğitim ile öğrenimin arasındaki farkı iyi benimsemiş bireyler olmanın, yaptığımız iş ne olursa olsun ister işçi ister patron, ister memur ister amir, ister siyasetçi ister program yapımcısı her ne yapıyorsak yapalım yeter ki işimizi iyi yapalım. İyi anne veya baba olmak çocuğun en iyi giysileri giyip güzel yemek yemesini sağlamakla, altına Ferrari çekmek demek değildir herhalde. En iyi ebeveyn çocuğuna yaptığı işi en iyi şekilde yapmasını öğreten ebeveyndir. Çocuğunuzun görevi odasını toplamak veya dersine çalışmak yada oyuncaklarına sahip çıkmak vs her ne ise bunu en iyi şekilde yapması için yönlendirmek, disipline etmek, kendisini savunmasına olanak tanımak ve hatta cezalandırmak gibi kurallara göre yaşamayı öğrenmelerini sağlamak zorundayız . Toplum içinde yaşamak için toplumsal kurallar var ise bu işin okulu ailede başlamalı. Lütfen artık daha mutlu olacağımız, daha fazla toplumumuza ve doğaya saygılı bir yaşam senaryosu için çaba gösterelim. Senaryoyu değiştirme zamanı geldi de geçiyor. Bu senaryoyu değiştirmek bizim elimizde. Yeter ki bireyler olarak inanalım ve sadece kendi sorumluluklarımıza sahip çıkalım yeter diye düşünüyorum. Bilemiyorum sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda …? |
Comments (0) | Add Comment
Comments (0)
Add a new comment:
Sponsor
mostwanted
mostwantedMy Photos
Popular Articles
Hatırlamadığınız şifreyi kırın!Need for Speed Carbon (PC)
Ne Ararsan Burada GERİSİ SANA KALMIŞ !
Alın Size Program Arşivi İndir İndir
Program İsteyen Varmı Acaba
Latest Entries
Ne Ararsan Burada GERİSİ SANA KALMIŞ !VisTa & Xp ProfesionaL İçin Bütün Programlar
Herşey BUraDa Bi baqALa
Biraz Program Girdisi Daha
Alın Size Program Arşivi İndir İndir
Search

